Özel Röportaj - Dersimiz: Türkçe


Prof. Dr. Iryna Semeniuk; “Türkçe öğrenmeye başladıktan sonra, Türkiye’yi ve Türk kültürünü ne kadar çok sevdiğimi anladım. Artık kendimi yabancı hissetmiyorum”

İngilizce Öğretmenliği Bölümü Öğretim Üyelerinden Prof. Dr. Iryna Semeniuk 4 buçuk aydan bu yana üniversitemiz TÖMER’de (Türkçe Eğitimi ve Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezi) Türkçe öğreniyor. Aynı zamanda Üniversitemiz Yabancı Diller Yüksek Okulu Müdürü olan akademisyenimizle yabancı dil öğrenmek üzerine keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. Bir eğitmen ve bir öğrenci olarak sorularımızı cevaplayan Iryna Semeniuk’ın gözünden güzel dilimiz Türkçemize bir göz atalım…

Önemli not: Iryna Semeniuk verdiği cevapları Türkçe cümleleriyle de destekledi.

1. Türkçe öğrenmek zor mu?

Evet! Türkçe öğrenmek çok zor. Ama aynı zamanda çok ilginç. Bir söz vardır “kaç dil bilirseniz, o kadar çok insansınızdır” (How many languages you know, so many times you are a person) Bunun anlamı, yabancı bir dil öğrenmeye başladığında kendini açarsın, kendini keşfetmeye başlarsın. Türkçe öğrenmeye başladıktan sonra, Türkiye’yi ve Türk kültürünü ne kadar çok sevdiğimi anladım. 
Her yeni bir Türkçe kelimeyle Türkiye hakkında daha önce fark etmediğim ilginç şeyler öğreniyorum. Öğrendikçe de bu kültüre ve ülkeye olan sevgim artıyor. 
Ayrıca şunu söylemek istiyorum, bir dil öğrenmeye başladığında artık kendini yabancı hissetmiyorsun. Ben de Türkçe öğrenmeye başladığımdan bu yana artık kendimi yabancı hissetmiyorum.

2. Türkçe öğrenmenin en zor tarafı ne?

Türkçenin grameri çok zor. Özellikle B1 seviyesine geldiğimde bunu daha iyi anladım. Telaffuzu ise kolay bir dil. Yazmak ve okumakta pek zorlanmıyorum. Ayrıca Türkler çok yardımsever. Türkçe konuşmaya çalıştığımda herkes yardım ediyor. Ben Türkçe konuşurken hemen anlıyor, takıldığım yerde cümlemi tamamlıyorlar. Ayrıca Türklerin bir yabancı Türkçe konuşurken gülümseyerek dinlediği dikkatimi çekti. Bu durum hoşuma gidiyor. 
Türkçenin en zor tarafı kelimelere eklenen ekler. Tek bir kelime ile her şeyi anlatıyorsunuz. Örneğin “bakacağım” tek bir kelime gibi ancak aynısını İngilizce olarak ifade etmek istediğinizde bir cümle kurmanız gerekiyor. Yani aslında bir kelimede cümle kuruyorsunuz. Tek bir kelime, bunun öznesi nerede, nesnesi nerede… Çok kafa karıştırıcı

3. Üniversitede hem profesör ve hem de öğrenci olmak nasıl bir duygu?

İZÜ de hem profesör olarak çalışıyorum hem de TÖMER’de öğrenciyim. Öğrenmeyi ve öğrenci olmayı çok seviyorum. Profesör olmak bir şeyler öğrenmenin son noktası değil, aksine öğrenmenin başlangıcıdır. Sürekli çalışmak ve yeni şeyler öğrenmek gerekir. İşimle alakalı en sevdiğim özelliklerden biri bu. Diğeri de öğrencilerle çalışmak…

4. En sevdiğiniz Türkçe kelime ya da cümle nedir?

Tüm Türkçe kelimeleri seviyorum, hepsi kulağa çok hoş geliyor. Bazı Türkçe kelimeler benim ana dilim olan Ukraynacayla aynı, mesela kapuska, vişne, balkon… –miş, -mış eki ve bileşik zamanlı kipler çok ilginç geliyor. Bu diğer dillerde olmayan özgün bir zaman, özgün bir kullanım. Türkçe gramer açısından oldukça farklı.

5. Yabancı dil öğrenen öğrencilere tavsiyeleriniz nedir?

Çok çalışmaları gerekiyor. Öğrenilen hangi dil olursa olsun çok çalışmaları gerekiyor. Çokça pratik yapmaları lazım. Ayrıca dil öğrenmeyi sevmeleri gerekiyor. Üzerinde çalıştıkları şeyi sevmeliler.

6. TÖMER’de sınıfınızda kaç kişi var? Daha çok hangi ülkelerden?

Uluslararası bir sınıfa sahibiz diyebilirim. 20 kişi civarındayız. Ben Ukraynalıyım, Koreli öğrenciler de var, Suriyeliler de… Günde 5, haftada 20 saat ders işliyoruz, yoğun bir programımız var.

7. Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

TÖMER Müdürümüz Necmettin Özmen beye ve öğretmenim Merve Gören hanıma teşekkür ediyorum.